Zyrath Online Oyuna gir
KRONİKÇİ ILVANE'NİN KALEMİNDEN

Zyrath Destanı

Ejderin bedeni, kırık bir taç ve iki halkın kroniği

Okumaya başla▾
Önsöz

Kronikçinin Notu

Bu satırları ben, Kronikçi Ilvane, ne Valerion'un ne Draegar'ın kalemiyle yazıyorum. Kırk yıl boyunca iki şehrin arşivlerinde, hanların ocak başlarında, Muhafız karargâhlarının soğuk taşları arasında dolaştım. Kimi zaman bir demircinin örsüne yaslanıp dinledim, kimi zaman bir yaralı avcının ateşinin başında. Burada okuyacağın her şey, birinin anlattığı ya da birinin unutmak istediği şeydir.

Zyrath bir masal diyarı değildir. Burada çelik paslanır, iksir tükenir, kahramanlar ölür. Ama burada bir şey daha vardır ki hiçbir diyarda yoktur: bir ejderin bedeninin üstünde yaşarız. Toprak onun kemiğidir, dağlar onun kanadıdır, volkanlar onun kalbidir. Ve ejderler, yolcu, tam olarak ölmezler.

"Diyarı anlamak istiyorsan, önce neyin üstünde durduğunu bil." — Kronikçi Ilvane
Bölüm I

Zyr ve Diyarın Doğuşu

Çok eski zamanlarda, insanların henüz adı yokken, gökyüzünde tek bir ejder uçardı: Zyr. Bir kanadı buzdan, bir kanadı kordan yapılmıştı. Soluduğunda kuzeye kar, güneye kül yağardı. Zyr bin yıl boyunca göğün tek efendisi oldu; sonra yoruldu ve dünyanın ortasına indi, kanatlarını açtı ve son nefesini verdi.

Bedeni toprağa dönüştü. Buz kanadı kuzeyde Karlı Çayırlar'ı ve Buzul Ormanı'nı, sonsuz kar tutan dağları doğurdu. Kor kanadı güneyde Kül Vadisi'ni, Kor Mağaraları'nı ve hiç sönmeyen volkanları yarattı. Kalbi ise tam ortaya, iki kanadın birleştiği yere gömüldü. Bu yeni topraklara onun adı verildi: Zyrath, yani "Zyr'in yurdu".

Ejderin iki gözü ise toprağa karışmadı. Biri buz mavisi, biri kor kırmızısıydı. Bu iki taşı bulan ilk insanlar, onları tek bir tacın üstüne işlediler. Ejder Tacı böyle doğdu: buzu ve koru bir arada tutan, takana iki halkın da sadakatini veren tek taç.

"Buz Gözü sabrı verir, Kor Gözü cesareti. İkisi bir arada olmadıkça hiçbir kral uzun yaşamaz." — Aldmar Tapınağı yazıtı
Bölüm II

İki Kan, Tek Taç

Zamanla Zyr'in iki kanadında iki ayrı halk büyüdü. Kuzeyde, karın ve buzun içinde yaşayanlar sabırlı, disiplinli ve sessizdi. Kendilerine Valerion dediler. Taştan kaleler yaptılar, buzu işleyen büyüler öğrendiler, plaka zırhlarını kar beyazına boyadılar. Başkentleri Aldmar, karın altındaki bir taş gibi sağlam ve soğuktu.

Güneyde, külün ve lavın arasında yaşayanlar ise gürültülü, güçlü ve yorulmazdı. Kendilerine Draegar dediler. Volkanın ağzına Karrgoth'u kurdular; demirlerini lavda dövdüler, şamanları külün dilini konuştu. Bir Draegar'a göre ateşte pişmeyen çelik, çelik değildir.

Yüzyıllar boyunca iki halk aynı tacın altında yaşadı. Ejder Tacı'nı takan kral ne Valerion'du ne Draegar; tacı kim takarsa o, iki halkın ortak kralı olurdu. Kral Tharion bu soyun son ve en sevilen kralıydı. Sarayı tam ortada, Zyr'in kalbinin üstündeydi. Kuzeyden buz, güneyden kor getiren kervanlar onun meydanında buluşur, iki halkın çocukları aynı çeşmeden su içerdi.

Bölüm III

Tacın Kırıldığı Gece

Kral Tharion'un varisi yoktu. Yaşlandığında iki halkın soyluları ona tacı kime bırakacağını sordu. Tharion sustu. Söylenene göre son gecesinde tacı göğsüne bastırıp şöyle dedi: "Bu taç ikiye bölünmesin diye yaşadım. Benden sonra da bölünmesin."

Ama Tharion öldüğü gece Ejder Tacı ikiye çatladı. Kimse bunun nasıl olduğunu bilmiyor. Valerionlar, Draegar şamanlarının tacı lanetlediğini söyler. Draegarlar, Valerion büyücülerinin tacı soğukla kırdığını söyler. Kronikçiler ise başka bir şey fısıldar: Tharion tacı çok sevmişti ve taç, sahibinin ölümüne dayanamamıştı.

Buz Gözü kuzeye, Aldmar'a götürüldü. Kor Gözü güneye, Karrgoth'a. Her iki halk da kendi yarısının asıl taç olduğunu ilan etti. Kırık Taç'ın iki yarısı birbirini çağırıyordu; yarıları taşıyan krallar geceleri aynı rüyayı görüyordu: ortada, karanlıkta yeniden birleşen bir taç ve o tacın altında yüzü görünmeyen bir kral.

Bölüm IV

Kül Savaşları

Savaş bir sınır taşı yüzünden başladı, yüz yıl sürdü. Valerion lejyonları buz büyüleriyle güneye indi; Draegar orduları lav yürüyüşleriyle kuzeye çıktı. İki ordunun her seferinde buluştuğu yer aynıydı: eski sarayın, Zyr'in kalbinin üstündeki ova. Bu ovaya sonradan Kül Savaşları dendi; çünkü yüz yıl boyunca o topraktan kül eksik olmadı.

Savaşın son gününe Son Çarpışma derler. İki kral, Kırık Taç'ın yarılarını göğüslerine takarak ovanın ortasında karşılaştı. Buz ile kor yüz yıl sonra ilk kez birbirine bu kadar yaklaştı. Ve taç yeniden birleşmek istedi. Yarılar birbirine çarptığında gökyüzü beyaza döndü; patlama iki ordunun da ön saflarını yok etti, ovanın ortasında bugün hâlâ duran devasa bir krater açtı. O yıl güneyde de kuzeyde de güneş görünmedi; tarihe Kül Yılı olarak geçti.

İki kral da o krater içinde kayboldu. Tacın yarıları ise bir daha bulunamadı. Hayatta kalanlar, ölülerini kraterin dibine gömüp Sessiz Ant'ı içtiler: krater iki halkın sınırı olacak, kimse onun dibine inmeyecekti. Bugün kraterin kenarına Kül Sınırı denir ve iki halkın askerleri hâlâ orada birbirini izler.

"Kazanan olmadı. Sadece daha az kaybeden oldu." — Bir Kül Savaşları gazisinin mezar taşı
Bölüm V

Aldmar: Karın Altındaki Taş

Aldmar, Valerionların başkentidir. Kar burada hiç durmaz; meydanın taşları yüzyıllardır aynı ayak izlerini taşır. Gece olduğunda kulelerin tepesindeki mavi fenerler yanar ve şehir, karanlıkta parlayan bir buz kristali gibi görünür.

Meydanın kuzey köşesinde demirci Halvard'ın örsü hiç susmaz; kılıcın soğukta dövülmesi gerektiğine inanır. Tüccar Ysolde kuzeyin en iyi kumaşlarını ve iksirlerini satar, ama pazarlık etmeyi sevmeyenlere asla indirim yapmaz. Hancı Bram'ın hanı yorgun avcıların sığınağıdır; derler ki onun yatağında uyuyan, rüyasında bile tecrübe kazanır.

Rün ustası Edrin, Aldmar'ın en sessiz ama en saygı duyulan adamıdır; Rün Örsü'nün başında eşyalara + basar. Beceri ustası Halvric buz büyüsünün ve kılıç disiplininin sırlarını öğretir. Ve karargâhında Muhafız Veyran bekler: Kül Savaşları'nın son yıllarında savaşmış, sol gözünü kraterin kenarında bırakmış yaşlı bir asker. Görev tahtası onun duvarındadır.

HalvardDemirci
YsoldeTüccar
BramHancı
VeyranMuhafız
EdrinRün Ustası
HalvricBeceri Ustası
Bölüm VI

Karrgoth: Külden Kale

Karrgoth bir volkanın içine kurulmuştur. Duvarları kara bazalttır, sokakları lav kanallarıyla aydınlanır. Gece burada asla tam karanlık değildir; şehir kızıl bir nabızla atar, sanki Zyr'in kalbi hâlâ altında çarpıyormuş gibi.

Demirci Grokmar'ın körüğü üç Draegar'ın gücüyle çalışır; onun dövdüğü balta bir kış ayısını bile tek darbede devirir. Tüccar Vashka güneyin en keskin dilli kadınıdır; her şeyin bir fiyatı vardır ve o fiyatı yalnız o bilir. Hancı Durgal'ın hanında kül şarabı içilir, savaş şarkıları söylenir.

Kül şamanı Muzgok, Karrgoth'un Rün Örsü'nün başındadır. Onun örsünde rünler ateşle mühürlenir; kırılan bir eşyanın külünden bile bir şey öğrendiği söylenir. Beceri ustası Grashka ateş büyüsünü ve savaş öfkesini öğretir. Muhafız Drogar ise karargâhında, kemiklerle ve kalkanlarla süslü duvarların önünde, görev arayan cesurları bekler: "Kül Vadisi kan ister. Benim için kan dökecek misin?"

GrokmarDemirci
VashkaTüccar
DurgalHancı
DrogarMuhafız
MuzgokKül Şamanı
GrashkaBeceri Ustası
Bölüm VII

Rün Örsü ve Ustaların Sırrı

Zyrath'ta bir silahın gücü, yalnızca çeliğinde değil, üzerine dövülen rünlerdedir. Rün Örsü'nde her vuruş, çeliğin içine bir rün işler; buna "+ basmak" denir. +1'den +3'e kadar çelik rünleri kolayca kabul eder ve yeşil bir ışıkla parlar. +4'ten sonra mavi bir aura belirir, +7'den sonra mor. +10'a ulaşan eşya altın bir ışıkla yanar; ustalar böyle bir eşyayı hayatlarında belki bir kez görür.

Ama her rün çeliği biraz daha zorlar. Çok fazla rün taşıyan çelik bir gün çatlar ve paramparça olur. Bu yüzden ustalar Koruma Tılsımı'nı icat etti: kırılmanın eşiğindeki çeliği bir kez daha tutan küçük bir mühür. Kutsanmış Parşömen ustanın elini güçlendirir; Aşı Taşı bir eşyaya yeni bir özellik aşılar; Aktarım Parşömeni bir eşyanın rünlerini bir başkasına taşır. Kırılan eşyaların kalıntıları bile değerlidir; ustalar onlardan Rün Kırıntısı toplar.

Demirhanede ise başka sanatlar yaşar: yıpranan zırh tamir edilir, işe yaramayan eşya potada eritilip materyale dönüşür, materyallerden yeni silahlar dövülür. Bir eşyaya sahibinin adı kazındığında ise çelik bir ruh kazanır; kazınan eşyalar sahiplerine küçük ama kalıcı bir güç verir.

Canavarlardan düşen her eşya çıplak çeliktir, üzerinde tek bir rün yoktur. Rünleri dövmek her zaman avcının kendi işidir.

"Örs, sabırsızı cezalandırır ama korkağı hiç ödüllendirmez." — Rün Ustası Edrin
Bölüm VIII

Yaban

Şehir surlarının dışı Yaban'dır. Kül Savaşları bittiğinde iki halk da şehirlerine çekildi ve aradaki topraklar sahipsiz kaldı. Ama sahipsiz toprak boş kalmaz. Zyr'in bedeni, üzerinde dökülen kanla yeniden kıpırdamaya başladı.

Kuzeyde, buz kanadının üstünde kar kurtları sürü halinde avlanır; buz goblinleri mağaralarda kemik hançer biler; kar örümcekleri kırağıdan ağlar örer. Buzul Ormanı'nda donmuş hortlaklar dolaşır; bunlar Kül Savaşları'nda donarak ölmüş askerlerdir ve hâlâ yürüdüklerini bilmezler. Kristal yılanlar ve buz cinleri ormanın derinliklerinde parlar. Bu toprakların reisleri Buz Golemi ve Kış Ayısı'dır; ikisi de Zyr'in buz kanadının bir parçasından doğmuştur.

Güneyde, kor kanadının üstünde lav kertenkeleleri kayalarda güneşlenir; kül iblisleri dumandan doğar; zehirli solucanlar volkanik topraktan çıkar. Kor Mağaraları'nda magma örümcekleri yanan ağlar örer; kül savaşçıları, yanarak ölmüş Draegar askerleri, hâlâ silahlarını bırakmamıştır. Ateş cinleri lav göllerinin üstünde dans eder. Reisleri Kor Golemi ve Lav Ejderciği'dir. Bazı kronikçiler, lav ejderciklerinin Zyr'in son yavruları olduğuna inanır.

Avcılar devirdikleri canavarlardan bir simge alır: bir kurt dişi, bir golem çekirdeği, bir iblis boynuzu. Ustalar bu simgelerin içinde canavarın gücünden bir parça kaldığını keşfetmeye başladılar ve onlarla yeni şeyler dövmenin yollarını arıyorlar.

Kar Kurdu
Buz Goblini
Kar Örümceği
Donmuş Hortlak
Kristal Yılan
Buz Cini
Buz Golemi
Kış Ayısı
Lav Kertenkelesi
Kül İblisi
Zehirli Solucan
Magma Örümceği
Kül Savaşçısı
Ateş Cini
Kor Golemi
Lav Ejderciği
Bölüm IX

Muhafızlar ve Ejder Gözü

Sessiz Ant içildiğinde iki halk da birer Muhafız Tarikatı kurdu. Muhafızlar savaşmak için değil, savaşın bir daha başlamaması için vardır. Yaban'ı gözetler, sınırı izler, şehirleri tehdit eden canavarları avlatırlar. Aldmar'da Veyran, Karrgoth'ta Drogar karargâhın başındadır ve görev tahtaları her gün yeni işlerle dolar.

Muhafızlar yeni gelen yolculara önce küçük işler verir: tüccarı tanımak, bir zırh kuşanmak, ilk kurdu devirmek. Sonra görevler zorlaşır: reisler, uzak bölgeler, örsün sırları. Hikâye görevlerini sonuna kadar götürenler, Muhafızların kendi kroniklerine adını yazdırır; günlük görevlerine sadık kalanlar Muhafız Nişanı taşır.

Muhafızların en değerli emaneti ise Ejder Gözü'dür: Zyr'in kafatasından çıkarılmış, hâlâ görebilen bir göz. Diyarda bazen yolcu kılığında gölge kuklalar dolaşır; ruhları yoktur, aynı adımı bin kez atarlar, aynı kılıcı bin kez sallarlar ve hiç yorulmazlar. Ejder Gözü onları ayırt eder. Muhafız sana bir resim gösterip "Hangisi?" diye sorduğunda, aslında sana değil, Göz'e soruyordur. Ve diyar bazen kendisi de sorar: önüne basit bir hesap koyar ve cevabını bekler. Gerçek bir yolcu düşünür; gölge kukla susar ve dağılır.

"Göz seni görmek istiyorsa, korkma. Korkması gereken, görünmek istemeyendir." — Muhafız Veyran
Bölüm X

Han, Tüccar ve Yolun Düzeni

Yaban'da hayatta kalmak yalnızca kılıçla olmaz. Diyarın parası noah'tır; adını ilk kervanları kuran tüccar Noah'tan alır ve her iki şehirde de aynı değeri taşır. Tüccarların rafları her gün yenilenir; bazen bir tüccar en değerli malını mühürlü bir rafta saklar ve yalnızca Tüccar Mührü taşıyanlara gösterir.

Hanlar yolcuların evidir. Handa uyuyan avcı canını ve manasını toplar; derler ki uzun uykular rüyada bile tecrübe kazandırır. Han sandığı eşyaları güvende tutar, han kasası noah'ı korur. Varlıklı yolcular VIP odaları kiralar.

Kralın yıkılan sarayından geriye bir şey daha kaldı: Ejder Hazinesi. Hazine kâtipleri onun kasalarındaki parşömenleri, kutuları ve nadir mühürleri bugün hâlâ yolculara sunar; bu hazinenin kendi parası vardır ve Zyrath'ta ZCash olarak bilinir. Hazineye bağlılık yemini edenler bronz, gümüş ya da altın nişan taşır; bu nişanlar yola biraz daha kolay çıkmayı sağlar ama kimseyi kahraman yapmaz.

Her hafta iki şehirde bir şenlik kutlanır: Örsün Haftası, Avcının Haftası, Muhafızın Haftası ve Tüccarın Haftası. Her gün kapısına uğrayan yolcuya küçük bir armağan verilir; haftayı sonuna kadar takip eden, şenliğin büyük sandığını açar.

Örsün Haftası
Avcının Haftası
Muhafızın Haftası
Tüccarın Haftası
Bölüm XI

Kraterin Altındaki Kapı

Son Çarpışma'da Kırık Taç'ın yarıları birbirine çarptığında yalnızca bir krater açılmadı; Zyr'in kalbine kadar inen bir yarık da açıldı. Sessiz Ant'tan sonra iki halk ölülerini bu yarığa gömdü. Ama ejderin kalbine yakın gömülen hiçbir şey uzun süre ölü kalmaz.

Ölüler kalktığında iki halk ilk kez, Kül Savaşları'ndan sonra, birlikte savaştı. Bu ortak savaşın sonunda yarığın ağzı devasa bir kapıyla kapatıldı ve kapı bir mühürle kilitlendi. Mührü basan, iki halkın da muhafızı olmuş ilk ve son adamdı: Morvath. Mührün tutması için Morvath kendi canını kapıya bağladı. O günden beri zincirlerle kapının önündedir; feneri sönmedikçe mühür de sönmez.

Morvath yolculara sorular sorar, bilmeceler söyler ve bilenlere mührün kopmuş parçalarını verir. Çünkü mühür çatlıyor. Kraterin dibinden soğuk yükseliyor; reislerin cesetlerinden bile Mühür Parçaları düşmeye başladı. Morvath bir gün yedi parçanın bir araya geleceğini ve kapının bir anahtar tanıyacağını söylüyor.

Kapının ardında katlar olduğu söylenir; her kat bir öncekinden daha soğuk, daha karanlık. Her katın bir bekçisi vardır. En dipte ise biri uyur. Morvath ona yalnızca Efendi der. Kronikçiler başka bir şey fısıldar: kraterde kaybolan iki kral hiç bulunamadı, Kırık Taç'ın yarıları hiç bulunamadı ve kapının ardından bazen, çok uzaktan, birinin bir tacı yeniden birleştirmeye çalıştığı duyulur.

"Kapı açılırsa önce ben anlarım. Sen de anlarsın, yolcu: soğuk kemiklerine kadar işler." — Morvath, Mühür Bekçisi
MorvathMühür Bekçisi

Bölüm XII

Kronik Eşyaları

Kül Savaşları'ndan sonra iki şehrin ustaları birbirine hiçbir sırrını söylemedi; bir tanesi hariç. Rün Örsü'nün başında Edrin ile Muzgok, savaş bittiği gece tek bir kez yan yana oturdu ve Zyr'in bedeninden kalan pulları nasıl işleyeceklerini konuştu. O gecenin sonunda on bir tarif yazıldı. Kronikçiler onlara Kronik Eşyaları der.

Halvard'ın Buz Kılıcı soğukta dövüldü ve kınından çıktığında nefes buz tutar. Grokmar'ın Baltası bir kış ayısını tek darbede devirdi. Veyran'ın Nöbet Yayı tek gözle nişan alan bir muhafızın, Drogar'ın Kemik Yayı bir lav ejderciğinin omurgasından. Edrin'in Rün Asası her rünü ezbere bilir; Muzgok'un Kül Asası kırılan her eşyanın külünü taşır. Tharion'un Mühür Yüzüğü iki halkın yeminini, Bekçi Feneri Morvath'ın alevinin bir eşini.

Ve en üstte, Buz Gözü ile Kor Gözü. İkisi bir gün yeniden bir taçta birleşirse, Ejder Tacı geri döner.

Bu eşyalar canavarlardan düşmez, tüccarların rafında durmaz, hiçbir kesenin parasıyla alınmaz. Onlarca canavar simgesi, reislerin çekirdekleri ve ilk ejder Zyr'in pullarıyla dövülürler. Ve örs her seferinde kabul etmez: yüz denemeden ancak birkaçı tutar, tutmayanlarda bütün emek kül olur. Kronikçiler bir Kronik Eşyası taşıyan her yolcunun adını ayrıca yazar.

"Örs bu eşyaları değil, onları dövenlerin sabrını sınar." — Rün Ustası Edrin
Ejder Tacı
Halvard’ın Buz Kılıcı
Grokmar’ın Baltası
Veyran’ın Nöbet Yayı
Drogar’ın Kemik Yayı
Edrin’in Rün Asası
Muzgok’un Kül Asası
Buz Gözü
Kor Gözü
Tharion’un Mühür Yüzüğü
Bekçi Feneri
Zyr’in Pulu
Bölüm XIII

Küllerin Çağrısı

Bugün Zyrath yeniden kıpırdıyor. Kül Sınırı'ndaki nöbetçiler kraterin kenarında ışıklar görüyor. İki şehirde de gençler eski savaş şarkılarını söylemeye başladı. Muhafızlar, Kül Savaşları'nın yeniden alevlenmesinden korkuyor; çünkü ova hâlâ oradadır ve iki halk hâlâ birbirini unutmamıştır.

Avcılar kardeşlikler kurmaya başladı; aynı sancağın altında toplanıp Yaban'ın reislerine, belki bir gün de birbirlerine karşı yürüyecekler. Tüccarlar silah fiyatlarının arttığını söylüyor. Rün ustalarının örsleri geceleri de susmuyor.

Ve sen geldin. Ne bir kral, ne bir muhafız, ne bir efsane. Henüz yalnızca bir yolcusun. Ama her efsane bir yolcu olarak başladı: Muhafız'ın tahtasındaki ilk görevle, ilk kurtla, örsteki ilk +1 ile. Kronikler senin adını henüz bilmiyor. Bilip bilmeyeceği, senin elinde.

Son Söz

Diyar Efsanesi

Aldmar Tapınağı'nın en eski duvarında, Ejder Tacı'nın yapıldığı günlerden kalma bir kehanet yazılıdır. Valerionlar onu kendi zaferleri olarak okur, Draegarlar kendi zaferleri olarak. Belki ikisi de yanılıyordur.

"Buz ile kor bir gün yeniden bir taçta birleşecek. O tacı takan ne buzun çocuğu olacak ne korun. O, diyarın kendisinin seçtiği olacak ve adı Diyar Efsanesi diye anılacak."

Kehanetin kime ait olduğunu kimse bilmiyor. Ama Muhafızlar, hikâyesini sonuna kadar götüren yolculara bu unvanı vermeyi çoktan karar altına aldı. Kim bilir, belki o taç senin başına konacak. Belki de kraterin dibinde, onu ilk sen bulacaksın.

Kronik burada bitmez. Kronik, sen yazdıkça devam eder.

— Kronikçi Ilvane

Kronik, sen yazdıkça devam eder.

Diyara adım at